Üst düzey yöneticilerden sürdürülebilirlik taahhüdü nasıl alınır ve çalışanlar daha sürdürülebilir çalışma yöntemleri için nasıl motive edilir?

İş yeri sürdürülebilirliği, kısa ve uzun dönem etkilerin yerel ve küresel toplulukları olumlu yönde etkilemesi açısından çalıştığımız yerlerdeki çevresel, sosyal ve ekonomik faktörlere etik bakış açısıdır.

Dünya Sağlık Örgütü, insanların yetişkin hayatlarının yaklaşık üçte birini işte geçirdiğini tahmin ediyor, bu yüzden de toplulukların ve çevrenin sürdürülebilir gelişimi açısından işyerleri büyük önem taşıyor. Aynı biçimde işletmeler de ellerindeki işgücüne çevresel anlamda sürdürülebilir davranış ve değerler kazandırmak sorumluluğuna sahip.

Bazen çevresel sürdürülebilirlik ticari öncelikler listesinde aşağı sıralarda yer alıyor gibi görünebilir, ancak KPMG’ ye göre (2015) en büyük 250 küresel firmanın %92’si kurumsal sorumluluk raporlarında çevresel etkiyi bildirmekteler. Ölçülen şeylerin yönetildiğini biliyoruz ve dolayısıyla bu da kesinlikle yükselmekte olan bir eğilim. Peki ama olumlu çevresel davranışlar konusunda üst yönetimlere düşen rol nedir?

Üst yönetimin çevre yanlısı davranışları tüm işleri etkiler

2010 tarihli bir Ticari Sürdürülebilirlik Ağı araştırması bulgularına göre kurumsal sürdürülebilirliğin en önemli güdüleyici unsuru üst yönetimin bu fikre bağlılığı. İşin içinde üst yönetim desteği olduğunda veya kurumsal taahhütler algılandığında çalışanların sürdürülebilir davranışlar sergilemesi ihtimali çok daha yüksek olmakta. Bunun kişisel değerlerden ya da çevreyle bireysel olarak ilgilenmekten bile çok daha etkili bir faktör olduğu tespit edildi.

Üst yönetimin davranışlarının yanı sıra sürdürülebilirlik dili de çok önemli. İletişim üst düzey yöneticilerden gelmeli ve çalışanları gerçekten anlamlı bir amaca yönelik daha sürdürülebilir tercihler yapma yönünde birleştirmek için olumlu ve motive edici bir dil kullanmalıdır.

Zorlayıcı sebepleri bulun

İnsanların belirli bir amacı elde etme amacına tamamen bağlı biçimde hareket etmeleri için doğaları gereği motive olmalıdırlar. Yani çalışanların kendilerinden daha büyük bir amaç için kendilerini zorunlu hissetmesi gerekir.

Bu nedenle, çalışanların katılımı ve iletişim herhangi bir değişimin uygulamaya konması açısından hayati önemdedir ve aynı zamanda sürdürülebilir iş yerleri oluşturma yönündeki en kuvvetli katalizördür.

Üst yönetimin kurumsal sürdürülebilirlik sözü vermesi nasıl sağlanır?

Dünya çapında çok sayıda olumlu çevresel yönetim örneği vardır, en büyük şirketler çevresel etkilerini azaltmak için gerçekten anlamlı ve istekli taahhütlerde bulunmaktalar. Bu alan büyük şirketlerin daha fazla büyümek için verimli bir performans göstermesi gereken bir arena haline geliyor.

Aslına bakarsak tüketiciler sürdürülebilirlik bilincine sahip şirketlerden etik ürünler talep etmeye başlıyorlar. Bir Nielsen araştırması milenyum (y) kuşağındaki gençlerin %72’sinin olumlu bir sosyal ve çevresel etkiye sahip olma konusunda kararlı bir tavra sahip markaların ürün ve hizmetlerine daha fazla para ödemeye hazır olduğunu göstermiştir.

Pek çok sektörde sürdürülebilirlik hayati bir rekabet faktörü haline gelmiş durumda ve y kuşağının sürdürülebilirlik değerlerine verdiği bu büyük önem nedeniyle bu eğilim muhtemelen devam edecek. Basit olgu şu ki, üzerine düşeni yapmayan şirketler geride kalacak.

Bu yeni ortaya çıkan bir gerçek değil – işletmeler Üçlü Kâr Hanesinin önemini yıllar önce kavradılar. Çevresel liderlik işyerinde artan değişimlerle başlar ve özünde çevresel sürdürülebilirliğin olduğu kurumsal bir kültüre dönüşür. Tabii buna üst yönetim tarafından önderlik edilmelidir.

Çevresel liderlik

İklim değişikliğini hafifletme ve gezegen üzerindeki etkimizi azaltma yolculuğunda iş yerinin çok önemli bir cephe olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla üst yönetimin rekabette öne geçmesi ve cesur çevresel taahhütlerde bulunması en önemli etkenler arasındadır.

Daha önce gördüğümüz gibi, en üst düzeyde inanıp hamle yapan kişileri diğerleri muhakkak izleyecektir.