Harika bir işyeri deneyimi yaratmanın temel unsurları

Rekabet avantajının yalnızca kâr maliyet hesabı ile sınırlı olmadığı, en üstün yetenekleri çekme, motive etme ve elinde tutma becerisini de kapsayacak şekilde genişlediği bir dünyada ofislerimizi “çalışma alanı” olarak düşünmek artık yeterli değil.

Her ne kadar iş yeri kavramı bir konu olarak heyecan verici olsa da odağımızı kısa bir süreliğine değiştirip kendimizi çalışma masamızdan uzakta, bir restoran ortamında düşünelim.

Ben akşam yemeği için dışarıya çıkmayı seven insanlardanım. Dışarıya çıktığımda  mükemmel mekanı araştırmak, en doğru masayı ayırtmak ve çocuklarımın bakımı için harika bir bakıcı ayarlamak için oldukça zaman harcarım (genellikle uzun sürer). Bu şekilde dışarıya çıkma fırsatını yakaladığım ender zamanlarda gerçek bir deneyim yaşamak isterim. Garsonların bana en iyi şarabı önermesini, şefin muhteşem yemeklerle damak zevkimi okşamasını ve barmenin benim için en doğru yemek sonrası içkisini hazırlamasını beklerim.

Neyse ki herkes benim gibi değil ve ben de herkes gibi değilim.

Aynı restorana tek amacı en sevdiği yemeği alıp kendi evinin rahatlığında yemek isteyen insanlar da giriyor. Başkaları için ise restoran oldukça yoğun olan gece programlarında kısa bir mola verecekleri bir duraktan öteye geçmiyor.

Tabi, çoğu insan için restoranlar zamanımızın çoğunu geçirdiğimiz yerler değil. İşyeri ise böyle bir yer.

Ama konsept aynı.

İş yeri arketiplerini belirleyin.

Aynı restoran gibi iş yeri de birçok farklı davranışa ve ihtiyaca sahip birçok farklı insan için bir toplanma yerini temsil ediyor. Her ne kadar her insan farklı olsa da, belli insan grupları arasında bazı benzerliklerin yaygın olduğunu sıklıkla görebilirsiniz. Bu benzer davranış kalıplarına, ihtiyaçlara ve tercihlere sahip insan gruplarına biz "arketipler" adını veriyoruz.

Mükemmel iş yeri deneyimleri yaratmak için; anahtarlarımızdan biri ofislerimizde var olan çok çeşitli arketipleri başarılı bir şekilde belirlemek olmalıdır bunların davranışlarını öğrenmeli ve en büyük duygusal farklı nasıl yaratabileceğimizi anlamalıyız.

Empati... Empati... Empati...

Harika iş yeri deneyimleri yaratmaya odaklanırken, yapabileceğiniz en büyük yanlış bir iş yeri ortamında mevcut olan çok çeşitli ihtiyaçlara dikkat etmemeniz olacaktır.

Bir kez olsun ağır excel tablolarımızı ve anketlerimizi bir kenara koymalı ve insanlar olarak bizi dünyadaki diğer canlı türlerinden ayıran şeyi yapmalı ve empati kurmalıyız.

Son kullanıcılar ile empati kurmak, başka hiçbir yöntemin yapamadığını yapar ve bize onların günlük hayatlarında en büyük farkı nasıl yaratabileceğimizi ve böylece işyerini kullananlarla duygusal bir seviyede nasıl bağ kurabileceğimizi anlama şansı verir.

Bazı arketipler için bir iş yerinin hayatlarındaki en büyük farkı yaratmasının yolu, çocuk bakımı, çocukların alınması veya bebek bakıcılığı hizmetleri sunarak aile ile iş hayatlarını dengelemelerine yardım etmektir. Diğerleri için, fırsat farkı, rahatsız edilmemelerini garanti edecek sessiz bölgeler veya özel alanlar oluşturmak kadar basittir. “Yemek bağımlıları” için ise kafeteryada daha kısa bir yemek kuyruğu olması deneyimlerini iyiden mükemmele dönüştürecek olan şeydir.

Sonuç olarak, ancak son-kullanıcılarımızla duygusal seviyede bir bağ kurduğumuzda işyerini yalnızca işlerimizi yaptığımız bir yer olmaktan çıkartıp değerli bir deneyim için geldiğimiz bir yer haline dönüştürebiliriz.

İnsan merkezli tasarım yaklaşımı uygulayın!

Çalışanın yolculuğunu anlamak ve üzerinde çalışmanız gereken spesifik hizmetleri tespit edebilmek için Hizmet Tasarımı çok kullanışlı bir yöntem olabilir.

Empatiye verdiği olağan üstü önem sayesinde, Hizmet Tasarımı çalışanın yolculuğunun her parçasının aynı işyerinde bulunan farklı kişilikler ve arketipler açısından analiz edilmesini sağlayacak temeli oluşturur.

Bu kişilikler veya arketiplerin hepsi, kendi iş yolculukları ve temas noktaları ile, farklı hizmet tercihlerine ve hizmet ihtiyaçlarına sahip olabilir. Bir metodoloji olarak Hizmet Tasarımı, bize çalışanların tercihlerinin ve ihtiyaçlarının yanı sıra çalışanların beklentilerine karşılık gerçekleşen çalışan deneyimlerini (fırsat farkı) tespit edebilmemizde yardımcı olur ve hizmetimizin en büyük değeri yaratabileceği alanlara öncelik vermemizi sağlar.

Hizmet sağlayıcıları olarak bizim için, bu tasarım yaklaşımı nerelerde ilave çaba göstermemiz ve göstermememiz gerektiğini önceliklendirmemize ve böylece kaynaklarımızı optimize etmemize yardımcı olur.

Bununla beraber, daha az servis odaklı olmamıza ve daha insan odaklı olmamıza yardımcı olur. Her şeyin başı, hizmetlerimizi tesisler yerine insanların etrafında kurma becerimizdir.

Peki ya siz? Binaya da az odaklanıp insanlara daha fazla odaklanmaya hazır mısınız?